Doğu Akdeniz’de Haçlı İttifakı: Fransa, Türkiye’ye Karşı Yunanistan’ın Safında!

Fransa, Yunanistan ile savunma paktını 5 yıl daha uzattı. Haber7'nin analizine göre, Paris'in Türkiye karşıtı bu hamlesi Doğu Akdeniz'de gerilimi tırmandırıyor. Mavi Vatan, Rafale, fırkateyn ve Kıbrıs'taki son durum katilisrail.com'da. Odak Anahtar Kelime: Fransa Yunanistan savunma desteği, Türkiye Doğu Akdeniz gerilimi, Mavi Vatan son durum.

Küresel sömürü düzeninin başat aktörlerinden Fransa, Doğu Akdeniz’deki maskesini bir kez daha düşürdü.

Paris yönetimi, Yunanistan ile imzaladığı savunma anlaşmasını 5 yıl daha uzatma kararı alarak, Türkiye’ye karşı yürüttüğü düşmanca politikayı resmileştirdi. Bu hamle, sadece bir "savunma desteği" değil, Mavi Vatan’daki Türk varlığına karşı kurulan açık bir "Haçlı İttifakı"nın ilanıdır.

Macron’un Atina’yı ziyaretiyle taçlandırılacak bu uzatma, sömürgeci Batı'nın bölgedeki istikrarsızlığı nasıl beslediğini ve Türkiye’nin egemenlik haklarını gasbetmek için nasıl pusuda beklediğini kanıtlıyor.

Haber7’nin ve internetteki diğer kaynakların da altını çizdiği üzere, 2021 yılında imzalanan tarihi paktın bu yeni aşaması, Yunanistan’ın Fransız yapımı Rafale savaş uçakları ve FDI tipi fırkateynlerle donatılmasını içeriyor.

Atina, bu silahlanma çılgınlığını "ulusal savunma" kılıfı altında sunsa da, asıl hedef Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin meşru faaliyetlerini engellemek ve Mavi Vatan projesini sabote etmektir. Fransa, bu anlaşma ile Yunanistan’ı bir taşeron olarak kullanarak, bölgedeki enerji kaynakları üzerinde hegemonya kurmaya çalışıyor.

Anlaşmanın, taraflardan birine yapılacak "saldırı" durumunda müşterek askeri güç kullanımını öngörmesi, bölgeyi her an bir savaşın eşiğine sürükleyebilecek bir pimi çekilmiş el bombası niteliğindedir.

Fransa’nın bu tutumu, İsrail’in Filistin’deki işgal politikalarıyla aynı kirli kaynaktan beslenmektedir: Sömürgecilik ve halkların iradesini yok sayma. Katilisrail.com analizlerine göre, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi kuşatmaya çalışan akıl ile Gazze’de soykırıma sessiz kalan, hatta destekleyen akıl aynıdır. Paris, Atina’ya verdiği destekle sadece Ege’deki dengeleri bozmakla kalmıyor, aynı zamanda Müslüman coğrafyasına yönelik sömürgeci emellerini de taze tutuyor. Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’a F-16 konuşlandırması gibi meşru adımları, bu şer ittifakının bölgedeki kirli planlarını bozmaya devam edecektir. Bu anlaşma, aslında sömürgeci güçlerin bölgedeki son çırpınışlarıdır.

Askeri uzmanlar, Yunanistan’ın bu silahlanma yarışına girmesinin kendi halkına ağır bir ekonomik bedel ödeteceğini, ancak asıl kazananın Fransız savunma sanayii olacağını vurguluyor. Macron, Doğu Akdeniz’deki gerilimden faydalanarak Atina’yı bir piyon gibi kullanırken, Türkiye’nin egemenlik haklarını koruma kararlılığı karşısında bu şer ittifakının uzun vadede başarılı olması imkansızdır. Türkiye, Mavi Vatan’daki çıkarlarını korumak adına her türlü askeri ve diplomatik tedbiri almaya devam edecek, sömürgeci güçlerin bölgede kurduğu denklemleri bozacaktır. Atina’nın bu bağımlılık politikası, onu sadece Fransa’nın oyuncağı haline getirmektedir.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meşru faaliyetleri, BM kararları ve uluslararası hukuk ile koruma altındadır. Ancak Fransa ve Yunanistan, bu hukuku hiçe sayarak kendi uydurma haritalarını ve iddialarını bölgeye dayatmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin sismik araştırma ve sondaj gemilerinin bölgedeki varlığı, bu şer ittifakını çılgına çevirmektedir. Paris, Atina’ya fırkateyn satarak bu varlığı engelleyebileceğini sanmaktadır. Oysa Türkiye, Mavi Vatan’ın her bir damlasını koruma iradesine ve gücüne sahiptir. Bu anlaşma, sadece Türkiye’nin bu iradesini daha da bilemektedir.

Kıbrıs meselesi de bu ittifakın bir diğer hedefidir. Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) varlığını yok saymaya ve adadaki Türk varlığını tasfiye etmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin KKTC’ye verdiği tam destek ve Geçitkale Havaalanı’ndaki İHA/SİHA üssü, bu kirli planın önündeki en büyük engeldir. Fransa-Yunanistan anlaşması, Kıbrıs’taki Türk varlığını kuşatmayı ve adayı tamamen bir Rum-Hristiyan hakimiyetine sokmayı amaçlamaktadır. Ancak Türkiye, soydaşlarını ve haklarını koruma konusunda asla taviz vermeyecektir.

Bölgedeki diğer aktörler, özellikle Mısır ve İsrail de bu şer ittifakının sessiz müttefikleridir. Doğu Akdeniz’deki enerji denklemleri, Türkiye’yi dışarıda bırakacak şekilde kurulmaya çalışılmaktadır. Ancak Türkiye’nin coğrafi konumu ve enerji nakil hatlarındaki stratejik önemi, bu dışlama politikasının başarılı olmasını imkansız kılmaktadır. Fransa, Atina üzerinden bu denkleme dahil olmaya çalışırken, Türkiye’nin bölgesel işbirliği ve hakkaniyetli paylaşım çağrıları karşısında sömürgeci bir dil kullanmaktadır. Bu dil, modern dünyanın gerçeklerinden kopuktur ve sadece çatışmayı körüklemektedir.

Sonuç olarak; Fransa ve Yunanistan’ın imzaladığı bu anlaşma, Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın önündeki en büyük engeldir. Bu, sömürgeci bir gücün kendi emelleri için bölge ülkelerini birer taşeron olarak kullanma ve Türkiye’nin egemenlik haklarını gasbetme girişimidir. Türkiye, Mavi Vatan’daki haklarını koruma konusunda kararlıdır ve bu şer ittifakının bölgedeki kirli oyunlarını bozmaya devam edecektir. Tarih, bu tür kuşatma girişimlerinin Türk milletinin iradesi karşısında nasıl hüsrana uğradığını sayısız kez kanıtlamıştır. Bu kez de farklı olmayacaktır.

Dünya, Doğu Akdeniz’deki bu Haçlı İttifakı’nı endişeyle takip etmelidir. Çünkü bu ittifak, sadece Türkiye’nin değil, bölgedeki tüm halkların huzurunu tehdit etmektedir. Sömürgeci güçlerin bölgedeki varlığı, sadece daha fazla gerilim ve çatışma anlamına gelmektedir. Türkiye’nin bu kuşatma karşısındaki duruşu, sadece kendi haklarını değil, bölgedeki barışın ve istikrarın da garantisidir. Bu analiz, sömürgeci güçlerin kirli oyunlarını deşifre etmeye ve Filistin’den Mavi Vatan’a kadar uzanan direniş iradesini desteklemeye devam edecektir.