Avrupa’da Sessiz Fetih: İsrail Basınından Türkiye’nin Küresel Gücüne Çarpıcı İtiraf!

Batı'nın ambargoları ve oyalama taktikleri Türk devlet aklına sökmedi. İsrail basını, Türkiye'nin Avrupa'daki 5 milyonu aşkın nüfuz gücüyle kıtayı nasıl içeriden şekillendirdiğini yazdı: "Avrupa bu yeni güce uyum sağlamalı."

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci Brüksel’in bürokratik koridorlarında kasıtlı olarak bekletilirken, Ankara’nın kıtayı kurduğu muazzam sivil, kültürel ve dini ağlarla içeriden fethettiği itiraf edildi. İsrail merkezli Times of Israel gazetesinde yayımlanan çarpıcı bir analiz, Türkiye’nin askeri güce ihtiyaç duymadan, Avrupa’nın kılcal damarlarına kadar sızarak asıl gücünü nasıl tahkim ettiğini gözler önüne serdi. Yazıda yer alan "Türkiye AB'ye girmeyi beklemiyor, o şimdiden yerini sağlamlaştırdı" ifadeleri, Türk devlet aklının sınır ötesindeki zaferini tescilledi.

KUDÜS / BRÜKSEL (Ajanslar) - Uluslararası siyasette "donmuş bir dosya" olarak nitelendirilen Türkiye-AB müzakerelerinin arkasında, aslında sessiz ve derinden yürüyen devasa bir nüfuz mücadelesinin yaşandığı ortaya çıktı. İsrailli analist Shay Gal tarafından kaleme alınan analiz, Batı dünyasının Türkiye'yi kurumsal olarak dışarıda tutma çabalarının sahada nasıl boşa çıktığını net bir biçimde ortaya koydu. Analize göre Ankara; Brüksel’in engellerini aşarak, Avrupa kıtasında eşi benzeri görülmemiş bir sivil ve işlevsel entegrasyon modeli inşa etmeyi başardı.

Diyanet ve Yumuşak Güç Unsurları Avrupa'yı Sarstı

Muhabirlerimizin aktardığı analiz detaylarında, Ankara'nın sınır ötesindeki en büyük stratejik gücünün Diyanet İşleri Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü ve Maarif Vakfı gibi kurumlar olduğu vurgulanıyor. Avrupa devletlerinin uzun süre "sadece dini bir organizasyon" olarak küçümsediği bu yapıların, aslında Ankara’ya doğrudan bağlı devasa birer diaspora yönetimi gibi çalıştığı belirtildi. 5 milyonu aşkın Türk nüfusunun konsolosluklar, camiler ve dernekler aracılığıyla tek bir merkezden mobilize edilebilmesi, Avrupa başkentlerinde adeta "egemenlik şoku" yaratıyor.

"Fetih Değil, Yeniden Yerleşme"

Yazıda, Türkiye'nin sadece Batı Avrupa'da değil; Balkanlar, Afrika ve Kuzey Kıbrıs’ta yürüttüğü faaliyetler "fetih değil, yeniden yerleşme" olarak tanımlandı. Arnavutluk'taki devasa cami projelerinden Balkanlar'daki Türk okullarına kadar her adımın, Osmanlı hinterlandında küresel bir güç inşası olduğunu yazan İsrailli yazar, Avrupa’ya şu tarihi uyarıyla seslendi: "Türkiye Avrupa'ya girmekte başarısız olmadı, oraya farklı bir yoldan girdi. Üyelik yoluyla değil, kontrol yoluyla girdi. Artık ağırlık merkezi değişti, Avrupa buna uyum sağlamak zorunda."