40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
7.021,00%0,34
28.001,00%0,34
3.335,67%0,36
10.222,02%-0,03
4782585฿%1.64124
3909.04Ł%5.25507
127024Ξ%6.0715
118.86%2.16847
40.26$%0.10905
02:00
Lübnan-İsrail sınırı, Nisan 2026’nın en kanlı günlerinden birine tanıklık ediyor. İşgalci İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki sivil yerleşim alanlarına yönelik hava saldırılarını artırması üzerine Hizbullah, “Hayber” operasyonları kapsamında misilleme saldırılarını genişletti. Bugün sabah saatlerinde sınır hattındaki işgal üsleri, onlarca katyuşa füzesi ve intihar dronları ile hedef alındı. Sınırın her iki tarafında da siren sesleri kesilmezken, bölgeden yükselen dumanlar savaşın yeni ve daha geniş bir aşamaya geçtiğinin sinyallerini veriyor.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Lübnan topraklarındaki egemenlik ihlallerine ve Gazze’deki soykırım girişimlerine karşı sessiz kalınmayacağı vurgulandı. Sınır hattındaki “Celil” operasyon odası, işgal altındaki topraklarda bulunan stratejik askeri noktaların tam isabetle vurulduğunu ve düşman saflarında ağır kayıplar verildiğini duyurdu. İşgalci gücün demir kubbe sistemlerinin, Hizbullah’ın aynı anda farklı noktalardan başlattığı yoğun ateş baskısı karşısında yetersiz kaldığı gözlemlendi.
İşgalci İsrail rejimi ise Lübnan’ın iç kesimlerini hedef alarak gerilimi tırmandırmayı sürdürüyor. Sayda ve Sur şehirlerinin kırsal bölgelerine düzenlenen hava saldırılarında çok sayıda sivil konutun yerle bir edildiği bildirildi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda yaralının hastanelere sevk edildiğini açıkladı. Bu saldırılar, sadece askeri hedefleri değil, Lübnan halkının direncini kırmaya yönelik bir “toplu cezalandırma” yöntemi olarak değerlendiriliyor.
Askeri uzmanlar, bölgedeki çatışmaların artık bir “sınır tacizi” boyutunu geçtiğini ve tam ölçekli bir kara savaşının an meselesi olduğunu belirtiyor. İsrail ordusunun kuzey sınırına yaptığı devasa tank ve zırhlı birlik sevkiyatı, işgal rejiminin Lübnan’ın güneyini işgal etme planlarını yeniden devreye soktuğunu gösteriyor. Ancak Hizbullah’ın 2006’dan bu yana tahkim ettiği tünel şebekeleri ve gelişmiş tanksavar füzeleri, olası bir kara harekatının işgalci güç için büyük bir bozgunla sonuçlanabileceği yorumlarını beraberinde getiriyor.
Siyasi kanatta ise Lübnan hükümeti, uluslararası toplumu İsrail’in saldırganlığını durdurmaya çağırdı. Ancak Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (UNIFIL) gözlem noktalarının dahi saldırılara maruz kalması, uluslararası hukukun bölgede tamamen işlevsiz hale geldiğini kanıtlıyor. Katilisrail.com analizlerine göre, Batılı güçlerin işgal rejimine verdiği sınırsız askeri destek, Orta Doğu’yu geri dönülemez bir bölgesel savaşın eşiğine sürüklüyor.
Çatışmaların teknolojik boyutu da dikkat çekici. Hizbullah’ın ilk kez görücüye çıkardığı uzun menzilli hassas güdümlü füzelerin, işgal altındaki Hayfa limanına yakın bölgelerde patlaması, İsrail’in ekonomik can damarlarını vurdu. Şehirdeki sanayi tesisleri ve enerji hatlarında meydana gelen hasarlar nedeniyle kuzey bölgelerinde geniş çaplı elektrik kesintileri yaşanıyor. Bu durum, direniş ekseninin “göze göz, dişe diş” stratejisini sahada ne kadar etkili uyguladığını gösteriyor.
Sınır köylerinde yaşayan binlerce sivil, bombardımanlar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı. Lübnan’ın güneyinde yaşanan bu zorunlu göç dalgası, bölgedeki insani krizi derinleştirirken; direniş güçleri halkın güvenliğini sağlamak adına mobil savunma birimlerini devreye soktu. Halkın direnişe olan desteği, işgalci gücün psikolojik harp tekniklerine rağmen kırılmazken, sınırdaki her köy birer savunma kalesine dönüşmüş durumda.
İsrail iç siyasetinde de kuzeydeki bu başarısızlık büyük bir kaosa yol açtı. Tahliye edilen on binlerce yerleşimcinin geri dönememesi ve Hizbullah’ın sınır hakimiyeti, Tel Aviv yönetimini köşeye sıkıştırıyor. Kendi kamuoyuna “güvenlik” sözü veren işgalci liderlerin, sahadaki gerçekler karşısında büyük bir itibar kaybı yaşadığı ve askeri komuta kademesinde çatlaklar oluştuğu bildiriliyor.
Sonuç olarak, Lübnan-İsrail sınırı bugün barut fıçısından farksız. Tarafların geri adım atmadığı bu denklemde, nisan ayının geri kalanının çok daha şiddetli çatışmalara gebe olduğu görülüyor. Direnişin kararlılığı ve işgalcinin bitmek bilmeyen saldırganlığı arasında kalan bölge, küresel bir hesaplaşmanın tam merkezinde yer alıyor. Dünya bu gerilimi izlerken, sahadaki savaşçılar tarihin en kritik direnişlerinden birini sergilemeye devam ediyor.
Kızıldeniz’de Tehlike: Ticari Gemilere Saldırılar Sürüyor
1
Kara harekatı Felakete Döndü: İsrail Askerlerinden Haber Yok
846 kez okundu
2
Bölgesel Gerilim Artıyor: Hizbullah’tan Sert Çıkış
231 kez okundu
3
İsrail İHA’sı Lübnan’ın güneyindeki UNIFIL karargâhına düştü
146 kez okundu
4
Lübnan’da silahların tesliminde ilk aşama başladı!
142 kez okundu