40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
7.021,00%0,34
28.001,00%0,34
3.335,67%0,36
10.222,02%-0,03
4782585฿%1.64124
3909.04Ł%5.25507
127024Ξ%6.0715
118.86%2.16847
40.26$%0.10905
02:00
ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’dan sızdığı öne sürülen kritik iç yazışmalar, Washington ile Avrupa’daki NATO müttefikleri arasında derinleşen krizi gözler önüne serdi. İran gerilimi üzerinden başlayan diplomatik çatlak, şimdi açık yaptırım ve siyasi baskı planlarına dönüşmüş durumda. Özellikle İngiltere ve İspanya’nın hedef alınması, NATO içinde büyük bir sarsıntının habercisi olarak yorumlanıyor.

Reuters kaynaklı sızdırılan bilgilere göre ABD yönetimi, İran’a karşı yürütülen askeri operasyonlarda destek vermeyen bazı NATO ülkelerine karşı “cezalandırma seçeneklerini” masaya yatırdı. Pentagon içindeki e-posta trafiğinde özellikle İngiltere ve İspanya’nın adı öne çıkarken, bu iki ülkeye yönelik stratejik baskı senaryoları dikkat çekti.
İspanya’nın Madrid yönetimi, ABD’nin İran operasyonlarında üslerini kullanmasına izin vermedi. Rota Deniz Üssü ve Morón Hava Üssü gibi kritik askeri tesislerin kullanımının sınırlandırılması Washington’da büyük rahatsızlık yarattı. Ayrıca savaş görevindeki Amerikan uçaklarına hava sahası erişiminin engellenmesi de Pentagon’un sert tepkisine neden oldu.

Sızan yazışmalarda İspanya’nın NATO içerisindeki konumunun zayıflatılması ve hatta İttifak’tan uzaklaştırılması gibi seçeneklerin değerlendirildiği belirtildi. Yetkililere göre bunun askeri etkisi sınırlı olsa da siyasi ve sembolik etkisi son derece güçlü olacak. Madrid yönetimi ise bu iddiaları küçümseyerek resmi diplomatik kanallar dışında yapılan değerlendirmeleri ciddiye almadığını açıkladı.
İngiltere cephesinde ise kriz farklı bir boyuta taşındı. Londra yönetimi, Hürmüz Boğazı’nda ABD’nin talep ettiği askeri katkıyı vermedi. Başbakan Keir Starmer hükümeti, İran’a karşı doğrudan askeri angajmanın ülke çıkarlarına uygun olmadığını savunurken, Washington bu tavrı “stratejik zayıflık” olarak değerlendirdi.

Pentagon yazışmalarında İngiltere’ye yönelik baskı aracı olarak Falkland Adaları meselesinin yeniden gündeme getirildiği görüldü. Arjantin ile İngiltere arasında yıllardır hassasiyet taşıyan bu başlıkta, ABD’nin Londra’ya verdiği diplomatik desteğin yeniden gözden geçirilmesi seçeneği masaya konuldu. Bu hamle, İngiltere iç siyasetinde ciddi sarsıntı yaratabilecek potansiyele sahip.

ABD Başkanı Donald Trump ise gerilimi daha da yükselten açıklamalarda bulundu. NATO’yu “kağıttan kaplan” olarak tanımlayan Trump, İran krizinde yalnız bırakıldığını savundu. “Siz olsanız çekilmez miydiniz?” sözleriyle ittifaka olan güvenini sorgulayan Trump, müttefik ülkelerin yalnızca güvenlik şemsiyesinden faydalanmak istediğini ileri sürdü.
Trump’ın özellikle İngiltere Başbakanı Keir Starmer’e yönelik sert ifadeleri dikkat çekti. Starmer’i defalarca “korkak” olarak nitelendiren Trump, onu Winston Churchill gibi liderlik gösterememekle suçladı. İngiltere’nin uçak gemilerini ise küçümseyerek “oyuncak” ifadesini kullandı. Bu sözler Londra’da büyük diplomatik yankı uyandırdı.

Pentagon Sözcüsü Kingsley Wilson ise doğrudan sızan e-postayı doğrulamadan, ABD’nin müttefiklerinden beklediği karşılığı alamadığını söyledi. Wilson, Başkan’ın elinde “güvenilir ve güçlü seçenekler” bulunduğunu belirterek Washington’un geri adım atmayacağının sinyalini verdi. Ancak NATO’dan tamamen çekilme gibi radikal bir önerinin henüz masada olmadığı ifade edildi.
Avrupa’daki bazı askeri kuvvetlerin geri çekilmesi ve “zorluk çıkaran ülkelerin” NATO içindeki prestijli görevlerden uzaklaştırılması da konuşulan seçenekler arasında yer aldı. Özellikle karar alma mekanizmalarında etkili pozisyonlarda bulunan ülkelerin baskı altına alınması, ABD’nin yeni stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor.
İran savaşı ise bu krizi yalnızca hızlandıran bir başlık oldu. Daha önce Ukrayna, Grönland ve enerji güvenliği konularında başlayan görüş ayrılıkları, şimdi NATO’nun geleceğini tartışmaya açacak seviyeye ulaştı. İngiltere ve Fransa öncülüğündeki bazı Avrupa ülkeleri, ABD’nin deniz ablukasına katılmanın savaşa doğrudan dahil olmak anlamına geleceğini savunuyor.
Washington ise NATO’nun tek taraflı bir güvenlik sistemi olamayacağını vurguluyor. ABD yönetimi, müttefiklerin yalnızca kriz anlarında Washington’dan destek bekleyip gerektiğinde sorumluluk almamasını artık kabul etmeyeceğini açık şekilde ortaya koyuyor. Bu durum, NATO tarihinde yeni bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
Pentagon’daki bu sızıntı yalnızca bir e-posta skandalı değil; Batı ittifakının geleceğini belirleyebilecek stratejik bir uyarı niteliği taşıyor. İngiltere ve İspanya’ya yönelik olası yaptırımlar, sadece iki ülkeyi değil tüm Avrupa güvenlik mimarisini etkileyebilir. Gözler şimdi Washington’dan gelecek resmi adımlarda.
Doğu Akdeniz’de Haçlı İttifakı: Fransa, Türkiye’ye Karşı Yunanistan’ın Safında!
1
Suriye’de ABD ve Suriye ortak devriyesinde silahlı saldırı
8081 kez okundu
2
ABD’nin gizli İsrail raporu
5485 kez okundu
3
Doğu Akdeniz’de Haçlı İttifakı: Fransa, Türkiye’ye Karşı Yunanistan’ın Safında!
3669 kez okundu
4
Trump’tan Netanyahu’ya soğuk duş: Demir Kubbe ile övünmesin, biz yaptık
1085 kez okundu
5
Körfez’deki Saldırı Avrupa’da Gaz Fiyatlarını Tetikledi.
869 kez okundu